Sosyalleşirken sosyal medyadan arınmanın yolları
Bir konuşmanın içinde veya bir toplantıdayızdır ve elimiz farkına bile varmadan telefonumuza gider, e-maillerimizi, mesajlarımızı kontrol ederiz. Çoğu zaman, bu yaptığımız aslında bilinçli bir seçim değildir.
Hepimiz biriyle sohbet ederken veya bir toplantıdayken tam anlamıyla dinlenmemenin nasıl bir his olduğunu biliriz. Biz konuşurken gözlerin başka yöne kaydığını, başka şeylerle uğraşıldığını ya da dikkatlerin başka yerde olduğunu görür, kontağımızın kesildiğini fark ederiz.
Ama bunlar arasında belki de en çok dokunanı karşımızdakinin istemsizce elinin telefonuna gitmesidir çünkü gerçekten konuştuklarımızın karşı taraf için yeterince önemli olduğunu bilmek ve bize zamanlarını, enerjilerini ve dikkatlerini verdiklerinin mesajını almak isteriz.
Ve ne yazık ki aynısını biz de yaparız. Bir konuşmanın içinde veya bir toplantıdayızdır ve elimiz farkına bile varmadan telefonumuza gider, e-maillerimizi, mesajlarımızı kontrol eder veya Instagram, Twitter gibi sosyal medya mecralarının sonsuz kaydırmalı döngüsünde kayboluruz. Çoğu zaman, bu yaptığımız aslında bilinçli bir seçim değildir; ya alışkanlıktan geliyordur ya sıkılmışızdır veya başka bir şey yüzünden endişeli ve sabırsızızdır.
Peki bu gerçeğin bize hissettirdiğini bilmemize rağmen, biz bunu yaparken karşımızdaki kişiye geçirdiğimiz duyguyu neden fark etmeyiz? Belki de bilinçsizce yaptığımız bu hareket aslında altında başka nedenleri veya ihtiyaçları barındırıyordur.
Bünyesinde mindfulness ve şefkat üzerine eğitimlerin ve bireysel seansların gerçekleştiği TalkTubaNa’nın kurucusu Tuba Müftüoğlu’na, teknoloji bağımlılığının işimize ve ilişkilerimize olan etkisini azaltmak için kullanabileceğimiz iletişim metodlarını danıştık.
Bilinçli farkındalığın sağlıklı bir iletişim kurmanın temeli olduğunu belirten Tuba Müftüoğlu,
iş hayatında ve özel hayatta teknolojinin getirdiği dikkat dağınıklığının mevcut ve özenli bir iletişimi engellediğini, alışageldiğimiz bir hareket döngüsü içinde farkına bile varmadan yaptığımız o çok basit “telefonu eline alma” hareketiyle hem sağlıklı dinlemeyi bıraktığımızı hem de karşımızdaki insanda yanlış bir intiba bıraktığımızı; yani, karşımızdakine “Bu konuşmada olanlar benim için yeteri kadar önemli değil ve sana tüm enerjimi ve vaktimi vermeye şu an hazır değilim!” mesajını istemeden bile olsa verdiğimize dikkat çekiyor.
Peki bunun önüne nasıl geçebiliriz?
Bilinçli bir iletişim burada bağlantı kapısını açan çok güzel bir anahtar. Arkadaşımızla sohbet ederken alışkanlıktan telefonumuzu elimize almak ve karşımızdakini kırmak yerine “Bir şeyi kontrol etmem gerekiyor” ya da “Bu telefonu yanıtlamam önemli” gibi çok basit ve karşımızdaki insanı önemsediğimizi belirten bir cümle ile daha sağlıklı bir iletişim kurmanın yolunu açabiliriz. Ancak, bilinçli bir iletişim için farkındalığa ihtiyacımız vardır.
Yani, içinde bulunduğumuz durumu gözlemleyip, belki sıkıldığımızı, belki bir ara verme ihtiyacımız olduğunu fark ederek “Bu sohbete devam etmeyi isterdim ama şu anda bunu yapacak durumda değilim. İstersen farklı bir şey yapabiliriz ne dersin?” diyebiliriz.
Bu tarz bir tutumla hem kendi iç dünyamızda olan bitenin ve diğer kişi için de neler olup bittiğinin farkında olurken hem de içinde bulunduğumuz iletişime gereken saygıyı ve nezaketi gösterebiliriz. Yani hem kendi isteklerimize özenle yaklaşırken hem de karşımızdaki insana kendini önemsiz hissettirmeyiz.
"İş hayatınızda ya da özel hayatınızda ihtiyacınızın ne olduğunun farkında olmanın ve dikkatinizi vererek kurduğunuz iletişimin size ve sevdiklerinize çok daha fazla şey kazandırdığını görecekseniz" diyen Tuba Müftüoğlu, milyonlarca insanın akıl ve beden sağlığını daha iyi noktalara taşıyabilmek için bir yaşam şekli haline getirdiği mindfulness ve şefkat ile ilgili de: “Mindfulness hepimize duyumlarımızın, düşüncelerimizin ve duygularımızın farkına varma fırsatını verirken, şefkat zor durumlar karşısında kendimize nazik ve destekleyici davranabilmemizin önünü açıyor. Her koşulda kendimizi olduğumuz halimizle kabul etmek, anlamak ve sevebilmek. “Daha”sı olmak için kendimize baskı yapmamak, olmayan için kendimizi yargılamamak. Eğer kendimizi olumlu ya da olumsuz her halimizle olduğumuz gibi kabul edersek ve desteklersek zaten ihtiyacımız olan öz değeri dışarıdan değil kendimizden almış oluruz. Sevdiğimiz insanlara gösterdiğimiz kabulü ve şefkati kendimize gösterebilirsek hem zirvede hem de en dipte her zaman dengede kalabiliriz çünkü her halimizle yeterli olduğumuzun bilincinde oluruz” diyerek öğretileri özetliyor.